İhsan Oktay ANAR TİAMAT
İhsan Oktay Anar.'ın bir diğer kitabını okumuş ve üzerine yorumumu bu blogda yazmıştım. Puslu Kıtalar Atlası kült bir eserdi artık Türk toplumu için. Üniversite yıllarımda da Suskunlar adlı kitabını okumuştum. İhsan Oktay'ın kitaplarını okuduktan sonra bende etkisi uzun süre devam ediyor. Bunun yanında düşünmeye, anlamlandırmaya ve araştırmaya da devam etmek zorunda kalıyorum. Çünkü kitabını yazmadan önce uzun uzun çalışmalar yaptığı ve yazacağı alan ne ise o konu hakkında uzmanlaştığını görüyorum. Bu durum da haliyle okuyucu da acaba anlamadığım yer kaldı mı korkusu uyandırıyor.
T1AMAT da böyle bir kitap. Tabi kitapları arasında en sevdiğim kitabı Suskunlar olsa da T1AMAT da kesinlikle okunası bir kitap. Eleştireceğim yerler var elbette anca öncelikle tebrik etmek gerekir ki denizcilik ve denizcilik terimleri üzerine kitapta çok bilgi var. Bir deniz askeri kitabı okuduğunda eminim benim gibi zorlanmayacaktır terimleri anlamak için. Ancak bu kadar terim ve terminolojiye kitabı boğmak biraz okuyucuyu yoruyor. Kitaba başladıktan hemen sonra anlamaya başlayamıyorsunuz çünkü. Çok uzun bir kitap olmamasına rağmen anlamak için biraz ilerlemek gerekiyor.
İhsan Oktay kitaplarını okurken o olayın içine dahil olmama ihtimali yoktur ancak bu kitabında dahil olmakla beraber film tadında bir gerilim kitabı olmuş. İlkkez belki de bir kitabı okurken heyecanlandım, korktum hatta gözlerimi kapattım; çünkü kitap gerçekten öyle hissettiriyor.
Kitabın 84. sayfasında "Su altında en fazla 2 saat 20 dakika kalabiliriz tütün içilmezse 3 saat" diyor. Bu cümle bize hazin kazamız Dumlupınar Denizaltı Faciasını hatırlatıyor. Zannedersem İhsan Oktay Anar da buna bir atıf yapmış. Kahraman şehitlerimizi hatırlamış olmakla beraber bilmeyenler için bu olayın belki de araştırılmasını istemiş.
Bulunan hazineden sonra aslında bir hazine olmadığını gördüklerinde de Andy Warhol'un ,"herkes günün birinde on beş dakikalığına ünlü olacak" sözüne atıf yaparak "herkes bir gün on beş dakikalığına zengin olacak" sözüne yer veriyor.
Her yönden donanımlı olan yazarımız fantastik şeylere kitaplarında hep yer verir ancak burada bir zombi karakteri ile savaş yapması epey ilginç, güzel ve etkileyiciydi.
Kitaplarında zıt karakterlere muhakkak yer veren İhsan Oktay bu kitabında da çizgisini bozmamış. Tanrı -şeytan, Melek -İfrit, cennet cehennem gibi zıtlıklardan yararlanmış.
Gelelim şimdi asıl söyleyeceklerime kitap Osmanlı döneminde deniz askerlerinden oluşan bir grubun denizlaltında verdiği mücadeleyi anlatıyor. Evet her şey güzel hoş. Kurgu harika ancak söz konusu tarihî kişilikler ve dönem olunca biraz hassas davranılmalı diye düşünüyorum. Karakterler olumluluktan çok olumsuzluk barındırıyor. Bu da insanı biraz üzüyor doğrusu. Elbette her dönemde iyi ve kötü insanlar ve gruplar var ve kıyamete kadar da olmaya devam edecekler ancak; en azından bir denge olmalı. Karakterlere yüklenen mizaçlar genel olarak olumsuz ve belki de duygusuz. Elbette kurgu sadece kurgu ama bir insan ve bir müslüman hassas olmalı kurgularında bile olsa diye düşünüyorm.
Keyifli okumalar diliyorum.

Yorumlar
Yorum Gönder