UĞULTULU TEPELER / EMILY BRONTË 



  Can yayınlarından okumuş olduğum Naciye Akseki Öncül'ün mütercimliğini yaptığı Uğultulu Tepeler kitabını bitirdikten sonra sadece derin bir nefes çektim ve hepimizi bekleyen malûm sonu bilmemize rağmen neden kötülükler yapıldığını düşündüm uzun uzun...

Kitabın ana karakteri Heathcliff hayatını etrafındaki insanlara kötülük yapmaya adamış biri. Kendisine emek veren insanları bile önemsemeyen, asla vefâyı gözetmeyen son derece saygısız bir insan. Sırf kötülük yapmak için evlenen, çocuğunu kötü yetiştirmek için elinden geleni yapan, bunun için de şiddetten asla geri durmayan bu adama yazar hak ettiği bir son yazmış. 

Elbette biz ahirete inanan insanlar için ölümden sonra adaletin olacağı gerçeği  dünyada rahatlatıyor bizi. Ancak neden insanlar kötülük yapıyor neden? Diye sormaktan da kendimi alamadım.  

Bence yazar bu kadar kötülüğü kimseye yakıştıramadığı için Heathcliff'ı kimsesiz tasvir etmiş ve romanın sonuna kadar asla anne - baba ya da herhangi bir akrabasından bahsetmemiş. Sanki kaya yarılmış ortasından çıkmış gibi bir anlatım yapmış. Çünkü bu kadar nefret, bu kadar öfke, böyle bir kötülük anlayışı çocuklukta annesi tarafından bir kere bile kucağına alınan bir insan  için bile mümkün değil. Heathcliff hiçbir değer anlayışı olmayan bir kişi idi baştan sona. Hiçbir şey onun için değerli değildi. Sevgi, saygı, aşk, evlat, arkadaşlık, dostluk... Sadece kendi ve diğerleri vardı onun için. Bunca bencilliğin sonu ise elbette iyi olmamalıydı.  Burada da şunu demekten alıkoyamıyorum kendimi :  "tamam onun sonu kötü oldu da onca insanın bu dünyası çok kötü geçti ve asla iyileşmeyecek yaralar aldı.  Yani onun sonu evet kötü bitti ama diğerleri, diğerlerinin yaşadıkları? Nasıl telafi edilecekti onca yaşanan..."

Size sadece beni çok etkileyen bir bölümden bahsetmek istiyorum . Elbette her okuyanı etkileyen ayrı ayrı bölümler vardır ancak beni derinden etkileyen bu bölüm oldu ve üzerine uzunca düşünmemi sağladı;

Heathcliff'in oğlu Linton da babası gibi olmuştu belli bir süre sonra. Kendisine aşık olan kıza yaptığı eziyeti gören Nelly ona çok fazla dil dökmüştü böyle yapmaması için. Kızın Linton'u ne kadar sevdiğinden, onun için nelerden vazgeçtiğinden, ona gelebilmek için babasının sözünü çiğnediğinden hatta onun kuzeni olduğundan bahsetmiş, ona eziyet etmesinin ne kadar yanlış olduğunu, insanın kendisine ancak yararı dokunan; iyilik dışında bir şey görmediği kişiye kötülük yapmaması gerektiğini anlatmıştı. Ancak ha Linton'a söylenmişti bu sözler ha duvara.. farkeden bir şey olmamıştı gerçekten. Orada Nelly şunları düşündü : Bu iğrenç yaratık kuzeninin çektiği acıları anlayacak yetenekte değil. Beni derinden sarstı bu cümle. Çok anlam yüklü benim için. Empati yapabilmek bir yetenek, sevebilmek bir yetenek, değer bilmek kıymet bilmek bir yetenek. Ama bunca kötülüğü yapan kişiler bu yeteneklerden hep mahrum kişiler.



Yorumlar