Kağıttan Hayatlar Üzerine

 Uzun zaman sonra yeniden hüngür hüngür ağladım. Çağatay'ın oynadığı kağıttan hayatlar yerle yeksan etti çoğu duygularımı. Düşündüm düşündüm ağladım annemi. Aslında dizinin teması sokağa atılan çocuklar iken ben annemi düşündüm. Üvey anne elinde büyümesini süşünsüm. Sevgisizliğini ve hayatı boyunca bir gıdım sevgiye nasıl muhtaç olduğunu düşündüm. Onca sevgisizliğine rağmen bizi sevgisiz bırakmayışını hepimizi ayrı ayrı sevdiğini düşündüm. 

Yıllarca kendisine insan gibi davranmayan babama karşı da hep sevgi duymasının sebebi de altta yatan bu sevgisizlik değil miydi zaten? Kardeşleri tarafından asla aranıp sorulmayan bir kadın olmasına rağmen onlara karşı da hep sevgi duymasının sebebi de bu değil miydi sahi? Hatta kardeş denilemeyecek kadar kötü olan insanlara kardeşim demesi, her arkasını döndüğünde sırtından bıçaklayan mahlukatlara sırtındaki bıçaklara rağmen önüne döndüğünde gülümsemesi onlardan birazcık sevgi görüyorum diye değil miydi? Çekilir miydi bu dünyanın kahrı o sevgi olmasa? o sevgiye ihtiyacı vardı elbet biliyorum. biz kardeşler olarak çok sevdik onu. Belki de şu hayatta en çok biz sevdik. insanlar o kadarçok kırmıştı ki onu biz evlatlar olarak kırma hakkımız varsa bile kullanmak istemedik o hakkı. Ama biz de kırdık. Biz de üzdük. Masum masum tamam deyişi geliyor aklıma ona kızdığımızda. Şuan yaşıyor olsa çok farklı olur muyduk bilmiyorum ama babama olan saplantılı sevgisi kendisinin boynuna dolanan halat oldu. Çok istemiştim onsuz bi hayat düşlesin mutlu olsun utlu olalım. Çocukluğumuz annemin gözyaşları babamın küfür ve hakaretleri ve bizim çığlık ve ağlamalarımız arasında geçti. Oysa kim hakederdi böyle bir hayatı? Kim kabullenirdi ? Annem kabullendi. Filmde Ali'sini kağıt toplama arabasına koydu ya annesi o kadar iyi anladım ki onu? Ya soru nasıl güzeldi değil mi? Hangi anne koyar çocuğunu kağıt toplama arabasına? Çoğu kez abimi sokağa atmıştı ya babam. Annem nasıl sessiz kalmıştı? Nasıl korkmuştu ki hayatı boyunca hem bize hem kendine yapılan milyonca şeye öyle dayanmıştı? Başka hayatın varlığını bilmeyenler hayatlarını kendilerinin kaderi zannederler, isyan edemez ses çıkarmazlar. Evet annem bilmiyordu başka bir dünyanın mümkün olacağını? Kendisi ölsün diye yolunu gözleyen bir adamı eş olarak ömrü boyu sırtında kambur olarak taşıdı. Tek derdi evlenmek olan adamı... Çocukluğumuzun keşmekeşliğine indiğimizde o kadar karanlık ve dar sokaklar var ki...? Anlam veremediğim

Yorumlar