SİDDHARTHA HERMANN HESSE

SİDDHARTA

HERMANN HESSE


        
    Öncelikle kitabın kapak tasarımı çok hoşuma gitmişti. Turuncu turkuaz uyumu kitaba ayrı bir hava katmıştı. Üniversite yıllarından beri okumak istediğim bir kitap. Kah hediye geldi okumadım kah satın aldım okumadım... Yaklaşık bir altı yedi yıl sonra tekrar hediye gelince artık okuyacam dedim.

    Siddhartha Din Tarihi dersinde gördüğümüz bir kişilikti. O yüzden olsa gerek kitabı okurken  önceden tanıdığım bir kişinin hayatını okuyor gibiydim. Kitabı okurken de onunla arayışa başladım, onunla oruç tuttum çile çektim, onunla aşık oldum, oğlum oldu... bir arkadaşı Govinda bir arkadaşı ise ben oldum..

    Kendini arayan bir adam Siddhartha . İçinden gelen sese kulak tıkamayan, ben atamdan böyle gördüm buna inandım diyerek ömür geçirmeyen biri. Zordur onun seçtiği gibi bir hayatı seçmek, kalıpları yıkmak.  Atamızın izin vermemesine rağmen gideceğim demek; ayakta, uyumadan üç gün üç gece beklemek ... Kırmamak için izin almak için beklemek, izin versin de gideyim kendimi bulmaya diye...

    Hayat neydi? Biz kimdik? Mutluluk neydi ne değildi? İnsan neydi? Hepimizin ortak soruları değil miydi bu? Dünyada yaşayan herkes bunlara cevap bulmak için yaşamıyor muydu? Bunların cevabını bulunmadan nasıl yaşardı insan her şey yolundaymış gibi?...

    Bir arayıştaydı Siddhartha. Bunun için vazgeçti ailesinden, malından mülkünden, rahatından... Arıyordu neyi aradığını da tam olarak bilmeden ya da kimi?  Çocukluğundan beri aldığı bir eğitim vardı, tuttuğu oruçlar vardı. Ancak artık yetmiyordu hiçbiri içindeki boşluğu doldurmaya.  Babasından izin aldıktan sonra katıldı Samanalara ve yalnızca arkadaşı vardı yanında refîkâsı; yoldaşı. Günlerce güneşin altında evsiz barksız gezdi dolaştı ama aradığı yoktu buralarda. duydu Buddha'nın ününü can atarak gitti eğitimini almaya ama yine olmadı yine bulamadı aradığını. Ayrıldı oradan da geçtin şehrin karşısına Nehir'le. O nehir gerçekten bir geçişti bambaşka bir hayata, bambaşka bir dünyaya. Neler öğrenmişti orada ve nelerden vazgeçmişti oradayken. Ticareti tanıdı, para kazandı, para harcadı, aşık oldu, mutlu oldu ama yetmiş miydi içindeki arayışa cevap olarak? Yoksa debelendi durdu mu dünyanın içinde? Yetmemişti elbette. Geri döndü Siddhartha asıl öğretmenim dediği yere; nehre. Nehir idi artık onun öğretmeni, dostu, yoldaşı...

     Nehirdi onun öğretmeni, ondan öğrenecekti ne öğrenecekse... Ona kulak verecek , onunla konuşacak, onunla dinlenecek onu dinleyecekti.

    Öyle de yaptı Siddhartha. 

     Hayat bu değil miydi zaten? Bir arayış, hep arayış...

    Farklı bir anlatım tarzıyla çok güzel bir kitaptı. Her bir kitabım bittikten sonra hep aynı şeyi diyorum; iyi ki kitaplar var.

     















Yorumlar