SATRANÇ - Stefan ZWEIG

 

SATRANÇ - Stefan ZWEIG
İntihar etmeden önceki son eseri Satranç 📖
Kitap özeti gibi yazı yazmak istemiyorum direkt mevzuya gireceğim.  Kitap 70/80 sayfa aralığında(yayın evine göre değişir.) ince ama okunası ve etkilenilesi bir eser. 
Burada iki ana başlıkta yorum yapmak istiyorum.
Birincisi; kitabın yazıldığı dönem ve yazarın intiharından önceki son eserinin olması üzerine..
İkincisi; "Bir insan kendi kendine satranç oynayabilir mi?" üzerine..
Evet, birincisinden başlayalım. Avrupa Nazi kontrolünde, Gestapo her türlü cinayeti işliyor, ortalık yangın yeri olmuş durumda iken Stefan daha fazla dayanamıyor Brazilya son durak olacak şekilde uzaklaşıyor. Kitapları Nazi zulmünde olan Avrupa'da yakılıyor.

Ruhen çökmüş ve psikolojik sınırları zorlanmış bir şekilde günlerini geçiren Stefan İkinci Dünya Savaşı sürecinde "olmaz olsun böyle dünya, insanlık bitmiş." dedikten sonra eşiyle birlikte intihar ediyor. Stefan hayatı boyunca çıkmazda kaldığı, kendi için çözemediği meselesi savaş(Birinci ve İkinci Dünya Savaşı) ve savaşın ağır sonuçları, insanın bu kadar değersiz görülerek katledilmesi, soykırım yapılması, güçlünün güçsüzü ezip geçmesidir. Ağır kayıpların verildiği, insanın ve edebiyatın değersizleştiği, kitapların ve insanların yakıldığı Hitler dönemindeki dünyayı görünce Stefan "sıçarım yapacağınız işe" diyor. Bir "hiçlik" buhranına giriyor. Kafasında insan ve insana ait değerler bir HİÇ' ten ibaret oluyor, bununla mücadele ediyor ve eserine de bunu yansıtıyor. Satranç kitabında Dr. B'nin odadaki yalnızlığı, değersizleşmesi, varlığının kimse tarafından önemsenmemesi, delirme noktasına gelmesi o günün dünyasındaki "İnsanlığı"/Stefan'ı anlatıyor..
 
Dr B. 'nin gemide dünya şampiyonuyla yaptığı iki satranç maçı;
Bence dünya şampiyonu olan karakter "savaşı" ,  Dr.B'de "insanlığı" temsil ediyor. 

Gemideki dünya şampiyonunu hatırlayın, kibir abidesi, yüksekten bakan, insanları küçük gören bir tavırla çevresine bakışlar atan bir karakter. ama kitabın başından sonuna kadar şampiyonun tam bir moron olduğu da ayrıca vurgulanıyor. İki lafı bir araya getiremeyen, basınla konuşamayan, insanı sevmeyen, duygusuz, sadece satranç masasında var olan bir karakter olarak anlatılıyor. İşte bu Savaş'ı temsil ediyor, savaşta soğuktur, insanı sevmez ve saygı duymaz.  Peki Dr.B de insanlık oluyor bu durumda, bildiğiniz gibi Dr.'nin yaşadığı yalnızlığı, hiçliği, delirmesi, tedavisi .... diye gidiyor. İnsanlık zor durumda bildiğiniz üzere.
[Burada insan türü ve taşıdığı tüm içsel/sosyal değerler olarak tümüyle "insanlık" kavramı olarak ifade edilmiştir.]

Gelelim maç yapılan iki maçın sonuçlarına,
İlk maçı İnsanlık beraberlik/kazanıyor. 
İkinci maçı savaş  kazanıyor.

Gerçekten de öyle oluyor, Stefan ve içindeki insan tanımı Birinci Dünya Savaşı'nı atlatırken, İkinci Dünya Savaşı'na yenik düşüyor ve intihar ediyor.  Alegorik bir anlatım tarzıyla okuyucuya mesajını veriyor Stefan Zweig.

Evet, ikinci mesele; İnsan kendi kendine satranç oynayabilir mi?
İlk bakışta mümkün gibi gözükse de bence gerçekte imkansız olan bir eylem. Satrancın doğasına aykırı bir durum. Satranç doğası nedir?

Rakibin stratejisini tahmin etmek, karşı strateji belirlemek, gizli tehditler belirleyip gerçekleştirmeye çalışmak, rakibin hamlesini tahmin etmek, karşı hamle hazırlamak, feda yapmak, vb. Bunları tek bir oyuncu kendi kendisinin rakibiyken gerçekleştiremez. Niyet eder ama netice alamaz. Kazançlı bir hamleler silsilesi veya bir strateji belirlemeye başlarken rakibiniz olan siz hepsinden haberdar olacaktır.😐

Yani satranç oynana bilmesi için iki farklı beyin /düşünce olması gerekmektedir. 
Beyaz ve siyah taşları bir beyin yönetecekse ve dürüst bir oyun oynanacaksa her zaman beyaz kazanması gerekiyor, ve bu sonucu belli olan bir tiyatrodur, satranç değil.
Bildiğiniz gibi oyuna beyazlar başlar ve beyaz hamle üstün olarak oyuna giriş yapmış olur. Eğer aynı beyin yapısı iki rengi de yönetecekse ve hamleleri/stratejileri önceden bileceği için oyun sonunu oyuncudan bağımsız bir değişken belirler o da hamle üstünlüğüdür.(Beyaz her zaman kazanır.)

Yukarıdaki çıkarımım beyaz ve siyah hamle sürelerinin eşit olduğu, oyuncunun dürüst bir oyun oynadığı oyunlar için geçerlidir. Pek tabi hamle sırası beyazda iken 5 saniye, siyahta iken 10 dakika düşünme süreleriyle oynanırsa bu oyunu siyahlar kazanır.

Kitaptan bir satranç tanımı koyalım şuracığa:
"Geometrik açıdan kaskatı bir uzamla sınırlıydı ve bu arada kombinasyonları bağlamında sınırsızdı, kendini sürekli geliştiriyordu, ama durağandı, hiçbir yere götürmeyen bir düşünme eylemiydi, hiçbir şey hesaplamayan bir matematikti, eseri bulunmayan bir sanattı, özden yoksun bir mimariydi, fakat öte yandan, kanıtlanmış olduğu üzere, varlığı ve oluşu açısından bütün kitaplardan ve eserlerden daha kalıcıydı, bütün halklara ve zamanlara ait bulunan, can sıkıntısını öldürmek, duyuları bilemek, ruhu gergin tutmak dünyaya hangi tanrının getirdiği kimsece bilinmeyen tek oyundu."


Yorumlar