Sıcak Kafa - AFŞİN KUM

 SICAK KAFA 
AFŞİN KUM




       Benim için ilk başta Netflix'e düşen bir diziydi. İlk bölümünü izleyip bıraktığım... Çünkü 2019 yılında dünya korona ile tanıştı (Türkiye 2020) ve senaryoda geçen kelimeler ve cümleler yakın zamanda bizzat yaşadığımız olaylardan alınmıştı; çok üzerinde durmadım.

        Daha sonra okula gittiğimde masanın üstünde Sıcak Kafa adında bir kitap gördüm ve hemen incelemeye başladım. Kitap 2016 yılında yayınlanmış bir bilim kurguydu. Sonradan anladım ki dizi; günümüzde çok yaygın olan kitabın senaryolaştırılmış haliydi .

        Durum  böyle olunca ilk işim kim bu yazarrr!! diye sormak ve araştırmak oldu. Afşin Kum İzmir'de doğmuş Boğaziçi'nde okumuş bir bilgisayar mühendisi. Böyle bir kurguyu düşünebilmesi ve hemen akabinden koronayı yaşamamız ilginç bir tevâfuk.  Ancak romanı iki sene içinde yazdığını söylüyor ve roman yazmaya dair fikirlerinin 2010 yılından beri olduğunu belirtiyor.

        Kitap orta kalınlıkta ve akıcı bir dile sahip. Konusu da bulaşıcı bir hastalık ancak; bu hastalık konuşma yoluyla geçiyor yani hayatı olabildiğince kısıtlayan bir hastalık. Çünkü kimin bu hastalığa yakalandığını anlayamıyorsunuz. Ancak konuşurken abukladığını farkederseniz anlamış oluyorsunuz ve tabi iş işten geçmiş oluyor yani sizde bu hastalığa yakalanmış oluyorsunuz. 

        Günümüzde böyle bir hastalık çıkacak olsa bir çok aklı başında kişiyi karantinaya alacaklarına eminim. Çünkü artık en mantıklı konuşan kişi de insanlar tarafından 'saçmalıyor' ya da kitaba göre 'abukluyor' yaftası yiyebilir.

        Aslında Körlük kitabında da bulaşıcı bir hastalıktan bahsediyordu. ve bir kişi yakalanmıyordu hastalığa. Afşin Kum da buna bana benzer bir kurgu yazmış. Hastalık bulaşmıyor değil de daha kompleksli bir olay halinde anlatmış bunu. 

        Kitabı okuduktan sonra diziyi izlediğimde kitabın daha yavan kaldığını gördüm. Çünkü senarist daha da zenginleştirmiş konuyu. 

        Evet günümüzde böyle bariz bir abuklamanın bulaşması söz konusu değil ancak olaya bir de şu yönden bakalım ; bir konu hakkında bir düşünce ortaya atılıyor ve insanlar ilk başta bu düşünceyi saçma buluyor ve bunu bazen dile getiriyor bazen de dile getirmiyorlar ama saçma yani; gerçekten saçma bir konu. Daha sonra sosyal medyada, Tv de, internette ya da gazetelerde saçma olarak atfedilen bu konu üzerinde konuşmalar mülahazalar yapılıyor ve bir bakıyoruz ki insanlara tamamen saçma gelen bu fikirler, bir anda yine aynı kişiler tarafından kabul edilmiş oluyor. 

        Yazarımız romanını yazarken bunları düşündü mü bilmiyorum ama distopik yazılan romanlarda artık kendimizden bir şeyler buluyoruz ve önü alınmaz bir şekilde yaşadığımız korkunç şeyler gün geçtikçe nitelik ve nicelik olarak artıyor ve biz normalmiş gibi kabul ediyoruz bunları..


                Eveeeeet şayet diziyi izlediyseniz kitabı okumayın ancak henüz diziye başlamadıysanız önce kitabı okuyabilirsiniz... 


                                                                                                                            Sevgilerle.

        

Yorumlar