Yaşama Sevinci - Emile ZOLA
Bu kitabı, ana karakterin(Pauline) özellikleri gereği ütopik eser olarak değerlendiriyorum. Yok böyle bir kız, yok böyle bir insan, sanırsın Rahibe Teresa sanki. Her türlü zorluk ve stres altında pozitif anlayışından hiç bir şey kaybetmeyen kız, Pauline neymişsin sen be dedirtiyor.
Evet, kitap bence ütopik bir eser, yaklaşık 380 sayfa (yayın evine göre değişiklik gösterir.) bir hafta içinde akşam okumaları yaparak bitirilebilir akıcılıkta.
Kitabın diğer ana karakteri Lazare'dir, bu arkadaş Pauline'den yaşça büyüktür, ve dünya görüşü Pauline'nin tam zıttıdır. Kızcağız herkesi mutlu etmek için varını yoğunu ortaya koyarken, Lazare denen çocuk nasıl sıçarım sıvarım hayatımın içine diye hayli bir çaba içerisinde.
Yazar Fransız ve Schopenhauer felsefesi etkisinde kalmış, satır aralarında kendini hissettiriyor, amacı Lazare üzerinden "hiçlik" felsefesini vermek isterken yazar kendi yorumlarında bu fikrin aslında kendinde olduğunu da okuyucuya hissettiriyor. Buram Buram Nihilizm kokusu alacaksınız, almışsınızdır.
He unutmadan Lazare'nin annesi de tam sömürücü bir karakter, Pauline'i eme eme bitiremedi. Louise diye bir kızcağız var bir de, bu hatun kişilikte tam bir dişi, cilveli naif bir kızcağız.
Bu kadar hızlı ve karmaşık girişten sonra, gelelim mevzuya;
Yukarıda belirttiğim karakterlere ek olarak Lazare'nin hasta babası, evin kedisi, köpeği, hizmetlisi, mahalle doktoru, mahalle rahibi de var ama detaylara fazla girmeye gerek yok. Her biri Lazare'nin dar dünya ve sığ yaşam anlayışı ile Pauline'nin Rahibe Teresa görüntüsü üzerine kitapta yer bulmuş yan karakterler olarak düşünülebilir.
Tam çok uzun yazmışsın be, mevzuyu 380 sayfa yerine 100 sayfada da anlatabilirdin güzel insan, neyse betimlemelerin özellikle 20 sayfalık doğum(Louise'nin bebeğinin dünyaya gelişi -Paul) anlatımın için hoş görüyorum. O odada, Louise'nin tam karşısındaydım resmen, teşekkürler.
Romanın başından sonuna kadar Lazare'nin fizibilite yapmadan her alanda Pauline'nin parasıyla yatırım yapma çabası ve paraları tüketmesi okuyucu delirtebilir. Ama böyleleri gerçek hayatta var, içimizden biri gibi olmuş karakter. Gerçek hayatta olmayan Pauline, kızım sen nasıl bir enayisin anlam vermek çok güç, her sayfada ayrı bir fedakarlık, "senin hiç mi kendi hayatına saygın yok" demek isterdim, o karakterle yüzleşsem. Zola, Pauline üzerinden yaşama sevinci anlatıyor eyvallah, tamam da hiç olabilitesi var mı? dedirtiyor. Belki de yazar tam olarak okuyucuda bende uyandırdığı etkiyi uyandırmak istiyordur. Evet, hayat çok acımasız ve sen ne olursa olsun Pauline gibi başkalarının mutluluğu için çabalamalısın, dedirtip ama böyle olmakta imkansız demeye getiriyor, olabilir. Çünkü Lazare üzerinden abartılı "hiçlik" mesajları veriyor. İntihar düşüncelerinden tut, 7/24 ölümü düşünmeler falan, ne ulan bu buhran halleri. İnişleri çıkışları da keskin çocuğun, ölcez, öldüm, derken hop bir o kızla hop diğer kızla, değişik melankolik haller. Evet Louise'nin doğumu demiştim, o bebek Lazare'den ve ne hikmetse o çocuk üzerinden bile ölüm mesajları veriliyor.
Schopenhauer'un sözü diye biliyorum emin olmamakla birlikte yazıyorum, netten baktım bulamadım sözün sahibini;
"İşte yeni doğan bir insan, ölmek için yeterince yaşlı." aklıma geldi, Paul üzerinden Lazare'nin düşünce biçimini okuyunca.
Teşekkürler Zola,
iyi okumalar cümleten.


Yorumlar
Yorum Gönder